Sarsılmaz İnsan — Hayatın Düzeni Seni Ezmek İstediğinde
Bu yazıyı motivasyon için değil, uyandırmak için yazıyorum. Çünkü bir gün fark ettim ki, hayat beni mutlu etmek için kurulmamış. Hayatın bir düzeni var ve bu düzen senin hislerini, yorgunluğunu, isteksizliğini, depresyonunu umursamaz. Eğer zayıfsan ezilir, susarsan kaybedersin. Ve en acı gerçek şu ki: kimse sana borçlu değil.
Bugün sana “sarsılmaz” olmaktan bahsediyorum, ama bil ki bu yazının sahibi de zamanında yıkılmış, bitmiş, dağılmış biriydi. Kahraman doğmadım. Sadece bir gün karar verdim: artık kimseye ve hiçbir şeye “kurban” demeyeceğim. Ne sisteme, ne aileme, ne parasızlığa, ne de geçmişime. İşte sarsılmazlığın başlangıcı buydu.
Hayat Sana Karşı Değil — Hayat Seni Umursamaz
Çoğu insanın içinde gizli bir inanç vardır: “Hayat bana karşı.” Sanki görünmez bir güç senin mutlu olmanı istemez. Sanki sistem, kader, talih… hepsi birleşmiş seni yere vurmak için plan yapmış.
Gerçek ise çok daha sert: Hayat senin varlığını bile çoğu zaman fark etmez. Dünya senin duygularına göre ayarlı değildir. Yorulsan da, üzülsem de, depresyona girsen de… hayat devam eder. Bankalar hislerine bakmaz, piyasa senin keyfini önemsemez.
Bu cümleyi kabul etmeden sarsılmaz olamazsın: “Kimse gelmiyor.” Seni kurtarmaya, kırılanlarını toplamaya, hayatını düzeltmeye kimse gelmeyecek.
Kurban Rolü: Seni Susutan Psikolojik Zincir
İnsanların çoğu kendi hayatının fon karakteri. Başrolleri başkalarına verip, kendini kenara itiyor. Nasıl mı? Çok basit:
- “Ailem zengin olsaydı şimdi farklı biri olurdum.”
- “Ülke böyle olmasa çoktan başarılı olurdum.”
- “Arkamda destek olsa ben de yapardım.”
- “Kaderim bu, ne yapayım?”
Bu cümlelerin hepsi tek bir şey söyler: “Suç benim değil.” Ama büyüdüysen, yetişkinsen ve bu yazıyı okuyorsan artık her şeyin sorumluluğu sende.
“Gücün başladığı yer: Bahanelerin bittiği andır.”
Sarsılmazlık Nedir? Romantik Bir Söz Değil, Çok Acılı Bir Tarzdır
Sarsılmaz olmak “hiçbir şey umrumda değil” demek değildir. Sarsılmaz insan her şeyi hisseder, ama hiçbir şeye teslim olmaz.
- Yorulur ama bırakmaz.
- Korkar ama korkusuyla birlikte yürür.
- Düşer ama daha güçlü kalkar.
- Yalnız kalır ama karakterinden vazgeçmez.
Sarsılmazlık pozitif düşünmek değil, en kötü senaryoya rağmen adım atma cesaretidir.
Hayat Neden Seni Eziyor?
Seni ezen parasızlık, stres ya da insanların tavrı değil. Asıl seni ezen: zayıf düşünce sistemindir.
Dünya çok basit bir düzenle işler: Değerin, masaya koyduğun şey kadardır.
- Kendini geliştirmiyorsan ama çok şey bekliyorsan… ezilirsin.
- Günün plansızsa… sürüklenirsin.
- Bahaneye alışkınsan… kaybedersin.
Hayat seni “kötü biri” olduğun için değil, hazırlıksız olduğun için eziyor.
Zihinsel Zırh: Sarsılmazlığın İç Sistemi
Fiziksel güç önemlidir ama psikolojik zırh çok daha önemlidir. Sarsılmaz insanı ayakta tutan üç temel vardır:
- Radikal sorumluluk
- Bilerek acıya girme
- Disiplin
Rahatlık insanı çürütür. Zorluk ise karakteri yeniden yazar.
Acıdan Kaçmayanın Üstünlüğü
Acıdan kaçan zayıflar. Acıya giren güçlenir.
“Bugün kendimi rahatlık alanımdan çıkarmak için ne yaptım?”
Sarsılmaz Bir Günlük Sistem
Eğer hayatın bir düzeni varsa, senin de bir düzenin olmalı.
1) Sabah
- 30 dakika telefonsuzluk
- 10 dakika sessizlik
- “Bugün zor da olsa yapacağım tek şey ne?” sorusu
2) Gün Ortası
- “Şu an kaçıyor muyum, saldırıyor muyum?”
- En zor işe 25 dakika başlama
3) Akşam
- Günün dürüst yorumu
- 3 soru:
- Bugün hangi zorluktan kaçtım?
- Bugün neyi doğru yaptım?
- Yarını geliştirmek için ne değiştirmeliyim?
Son Söz: İki Yol Var
- Bahane yolu — hep kaybettirir.
- Sorumluluk yolu — acıtır ama güçlendirir.
Ben ikinci yolu seçtim. Çünkü bir gün aynaya bakıp “Sen bittin.” demek istemedim. Sarsılmaz olmak için önce kırıldığın yeri kabul etmelisin.
TR ⌄
AZ
RU
EN
UZ
TK
AR
FA
DE
FR